Psikologlar için Meslek Yasası

PSİKOLOGLUK MESLEK YASASIVEMESLEK ÖRGÜTÜ HAKKINDADEĞERLENDİRME (*)

Türk Psikologlar Derneği’nin Psikoloji Lisans Eğitimi 2010 Akreditasyon El Kitabında yer alan bilgilere göre; Ekim 2010 tarihi itibari ile ülkemizde psikoloji lisans programlarının sayısı 43 dolaylarındadır. Psikoloji lisans eğitimini alan bireylerin mesleklerini ne şekilde yerine getirecekleri konusu ülkemizdeki yasa boşluğu nedeniyle, Sağlık Bakanlığı’nın bu hizmete ilişkin yorumları ile biçimlenmektedir.

Nitekim, 26.04.2011 tarih ve 27916 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda değişiklik yapılmış, bu Kanun’un 9 uncu maddesi ile 1219 sayılı Tababet ve ŞuabatıSan’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna ek madde 13 ile; psikoloji veya psikolojik danışma ve rehberlik lisans eğitimi üzerine klinik ortamlarda gerekli pratik uygulamaları içeren klinik psikoloji yüksek lisansı veya diğer lisans eğitimleri üzerine psikoloji veya klinik psikoloji yüksek lisansına ilaveten klinik psikoloji doktorası yapan sağlık meslek mensubu, “klinik psikolog” olarak tanımlanmış ve aynı madde ile de Psikoloji lisans eğitimi üzerine, ilgili mevzuatına göre Sağlık Bakanlığınca uygun görülen psikolojinin tıbbi uygulamalarıyla ilgili sertifikalı eğitim almış ve yeterliliğini belgelemiş psikologların, sadece sertifika alanlarındaki tıbbi uygulamalarda görev alabileceği düzenlemesi getirilmiştir.

Ancak; insanların davranışlarının ve zihinsel süreçlerinin bilimsel yöntemler kullanılarak incelenmesi olarak tanımlanabilen psikoloji bilimi, insanın farklı yönlerini kapsayan belirli alt alanlara bölerek incelemektedir. Bu alanlardan başlıcaları, gelişim psikolojisi, deneysel psikoloji, sosyal psikoloji, endüstri ve örgüt psikolojisi, klinik psikoloji, nöropsikoloji,adlipsikoloj, eğitim psikolojisi, sağlık psikolojisi olarak sayılabilir. Dolayısıyla, Klinik Psikoloji, psikoloji biliminde lisans eğitimi tamamlandıktan sonra “klinik psikoloji yüksek lisans” programlarına kabul edilme koşuluyla girilen ve gelişim, deneysel, psikometri, sosyal, sağlık, trafik, spor, vb. isimlerle anılan uzmanlık alanlarından sadece biridir. “Klinik psikoloji” psikolojinin birer uzmanlık alanıdır ve amaçları, başka disiplinlerce de paylaşıldığından, klinik psikolojinin içeriği kaçınılmaz olarak diğer bazı klinik disiplinlerle ve özellikle de psikiyatri ile örtüşmektedir. Bu bağlamda, psikologlar normal insan davranışlarıyla ilgilenirken, psikiyatristler organik kökenli normal dışı davranışların tanı ve tedavisinde uzmanlaşmışlardır ve tıp eğitimi aldıkları ve organik kökenli rahatsızlıklarla ilgilendikleri için ilaçla tedavi yürütebilirler. Pek çok durumda, etkili bir tedavi süreci için klinik psikologla psikiyatristin işbirliği yaparak çalışması gerekir. Ancak, aralarındaki en kesin ayrışma, kullandıkları tekniklerde ve temel psikoloji, biyoloji ve sosyal bilimler konusunda alınan eğitimin yoğunluğu ve söz konusu bilgilerin kullanım tarzlarındadır.

(http://psikoloji.humanity.ankara.edu.tr/klinik_psikoloji.html)

Psikolog, psikoloji biliminin tüm alt dallarına yönelik lisans eğitimi almış olmasına rağmen, özel bir meslek yasası ve meslek örgütü bulunmadığından, Sağlık Bakanlığı faaliyet alanı itibari ile sadece klinik psikolojiyi baz almış, diğer alanların ise önem ve özellikleri ihmal edilerek, bağımsız meslek olgusu zedelenmiştir. Nitekim; Sağlık Bakanlığı tarafından, 14/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun ek 13 üncü maddesi ile 11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 40 ıncı maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve 22. 05.2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlük kazanmış bulunan Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş Ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik”, hükümleri de bu anlayışın bir ürünü olarak değerlendirilmelidir.

Yönetmeliğin 4 üncü maddesi 1 inci fıkrası b bendi ile sağlık meslek mensupları olarak; Tabip, diş tabibi, eczacı, hemşire, ebe ve optisyen ile 1219 sayılı Kanun’un ek 13 üncü maddesinde tanımlanan diğer meslek mensupları sayılmış, aynı maddenin c bendi ile de sağlık mensubu olmadığı halde sağlık sunumu çerçevesinde özgün görevi olan ve bu alanda çalışan diğer meslek mensupları “Sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensupları” olarak ifade edilmiştir.

Yönetmeliğin 6 ıncı maddesi kapsamında; “Sağlık meslek mensupları”nın unvanlara göre iş ve görev tanımları Yönetmelik Ek-1 ‘de ve “Sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının” unvanlara göre iş ve görev tanımları Yönetmelik Ek-2 de düzenlenmiştir.

Ek-1’de “Klinik Psikolog” unvanına yer verilerek bu unvan sağlık meslek mensupları içinde sayılmış, Ek-2’de ise “Psikolog” unvanına yer verilerek bu unvan da sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarına dahil edilmiştir.

Düzenlemede, “Klinik Psikolog” bakımından Uluslararası Hastalık Sınıflandırma (ICD-10) listesinde F00-F99 kodları arasında yer alan hastalıklarda ilgili uzman tabibin teşhisine ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olarak hastalara aldığı terapi ve psikolojik destek hizmetlerini vereceği ve ayrıca Ek1/A’da da Klinik Psikologların, ilgili uzman tabip teşhis ve tedavi için yönlendirmesine bağlı olmadan psikoterapi yapabilecekleri “hastalık olmayan durumlar” tahdidi olarak belirlenmiştir. Ek-2’de; Psikolog iş ve görev tanımları belirlenirken; ağırlıklı olarak bağlı görebilecekleri hizmet tanımları verilmiş ve madde devamında cüzi bir kısım bağımsız hizmetleri de verebileceği yönünde düzenlemeler getirilmiştir.

Oysa ülkemizde yaşanan politik, sosyal ve kültürel değişimlerin bireyleri ve toplumu etkilediği ve bunun de gerek bireyde gerekse toplumsal yapıda olumsuzluklara neden olduğu gözetilmeli ve psikoloji salt klinik psikoloji alt alanı ile ele alınmamalı, keza bu alan da psikiyatri hegemonyasına sokulmamalıdır. Bağımsız bir bilim dalı olarak Psikoloji tanınmalı, klinik psikoloji de ana biliminden bu denli koparılmamalıdır. Bilimler arası işbirliği, birinin diğerini eritmesine meydan verecek şekilde yasalaştırılmamalıdır. Yine, ülkemiz gerçekleri olan hızlı nüfus artışı, kırsal alanlardan şehirlere göç olgusu, işsizlik gerçeği, kadının sosyal rolü ve sorunları, aile içi şiddet olgusu, töre cinayetleri, suça itilen çocuklar, uyuşturucu madde kullanımı gibi toplum sağlığını doğrudan etkileyen pek çok durumda psikoloji biliminin kamu yararına kullanılması ve işlevsel yanının arttırılarak tanınması, desteklenmesi ve yasal düzenlemeye kavuşturulması açık bir zorunluluktur.

Nitekim Anayasamızın 5 nci maddesi, “Devletin temel amaç ve görevlerini; Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” Olarak tanımlamıştır. Bu halde kişilerin ve toplumun huzur ve mutluluğunu sağlamak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları sağlamak Devletin temel görevleri arasındadır. Anayasamızın;

41 inci maddesine göre, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri almak, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları korumak; 49 uncu maddesine göre, işsizlerin korunması ve çalışma barışının sağlanması; 50 nci maddesine göre, ruhi yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunması; 56 ncı maddesine göre, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, 58 nci maddesine göre gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri alışkanlıklardan korumak, 61 nci maddesine göre, sakatları korumak ve toplum hayatına intibaklarını sağlayacak tedbirler almak, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için tedbirler almak, 62 nci maddesine göre, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının kültürel ihtiyaçlarını sağlamak, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri almak Devletin temel görevleri arasındadır.

Devletin temel görevlerinin kamu hizmeti olduğu hususu tartışmasızdır. Bu halde sayılan tüm ödevlerin doğrudan Psikoloji bilimini ilgilendirmesi nedeni ile Psikologluk mesleğinin de niteliği itibari ile kamu hizmeti olduğu ve tıpkı diğer özel yasalara tabi meslekler gibi mesleğe giriş koşulları, disiplin hükümleri gibi alanlarda yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu açıktır.

Bu cümleden olarak da, Anayasa’nın 135 inci maddesi gereğince, psikologluk mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşunun kanunla kurulmasını da sağlamak hukuksal bir gerekliliktir.

Bu şekilde, 21.09.2006 tarih ve 5544 sayılı Mesleki Yeterlik Kurumu Kanunu’nun 1 nci maddesi 2 nci fıkrası “Tabiplik, diş hekimliği, hemşirelik, ebelik, eczacılık, veterinerlik, mühendislik ve mimarlık meslekleri ile en az lisans düzeyinde öğrenimi gerektiren ve mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan meslekler bu Kanun kapsamı dışındadır.” Hükmü gereğince, mesleğe giriş şartları kanunla düzenlenmiş olan psikologluk mesleğinin vasıfsız diğer meslekler gibi değerlendirilerek, niteliğine ve kamu hizmeti gereklerine aykırı biçimde bir takım standartlara bağlanması da önlenebilecektir.

Avukat Pervin Özbıçakçı

23.06.2014-ANKARA

 

 

 

*Yazının tüm telif hakkı yazarı Av.PervinÖzbıçakçı’ya aittir. İzni dışında yayınlanamaz, kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.