Psikolojiyi Yeniden Düşünme Çalıştayı Sonuç Bildirisi 

Basın ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

 

 Psikoloji Öğrencileri Meslek Yasası Platformu, PÖMYAP, 1 Haziran 2014 tarihinde psikologların bağımsız meslek yasasına ve psikoloji bölümlerinin sorunlarına dair sistematik ve örgütlü çalışmalar yürütmek amacıyla kurulan ve güncel olarak psikoloji eğitimlerini sürdürmekte olan gönüllülerden oluşan bağımsız bir öğrenci oluşumudur. PÖMYAP, bu amaçlar doğrultusunda hayata geçirdiği Psikolojiyi Yeniden Düşünme Projesi kapsamında, PÖMYAP Denetim ve Yönetim Kurulları, akademisyenler, TODAP ve ÇATED’in katılımları ile 15 Aralık 2019 tarihinde FMV Işık Üniversitesi ev sahipliğinde Psikolojiyi Yeniden Düşünme Çalıştayı’nı gerçekleştirmiştir.

 

Katılımcılar arasında psikoloji biliminin çeşitli alanlarında çalışan akademisyenlerin ve öğrencilerin bir arada bulunması psikologların en büyük sorunlarından olan meslek yasası için öğrencilerin, akademisyenlerin ve alanda çalışan psikologların birlikte çalışmak adına hazır olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir. İnteraktif program akışı ile pek çok alana ve soruna değinilerek katılımcılara geniş bir perspektif sunulmuştur.

 

Program, PÖMYAP Yönetim Kurulu Başkanı Ecem BAL’ın açılış konuşması ile başlamıştır. Açılış konuşmasının ardından PÖMYAP Denetim Kurulu Üyesi Serdar ALTUN “Psikoloji Eğitimine Dair Güncel Veriler” başlıklı sunumunu gerçekleştirmiş, ülkemizdeki psikoloji eğitimine dair sayısal verileri aktarmıştır. Sunumun tamamlanması ile birlikte ÇATED Denetim Kurulu Başkanı Osman KAYA, “Meslekleşme, Akreditasyon ve Yasa Çalışması” başlıklı bir sunum gerçekleştirmiştir. KAYA, meslek örgütlerinin daha verimli çalışabilmesi için örgüt içi yapılanmada profesyonel meslek erbabı ve akademisyen sayısının dengelenmesi gerektiğini savunmuş, akademisyenlerin azınlıkta olduğu durumlarda diğer akademisyenlerle bağlantı kurmakta güçlük yaşandığını, salt akademisyenlerden oluşan bir yapılanmada da sivil toplumun diğer tarafıyla bağlantı kurulamadığını aktarmıştır. Ayrıca, örgütlenmenin sonunda mesleki yeterliliklerin yazılmasının ve bir Meslek yasasının olabilmesi için mutlak suretle yeterliliklerin bilinmesi gerektiğini vurgulamıştır. Konuşmasında eğitim akreditasyonunun önemine de değinen KAYA, Her meslek grubunun akreditasyona sahip olması ve oluşturulacak olan yasanın akreditasyonu zorunlu kılıyor olması gerektiğini belirtmiştir. Meslek yasası çalışmaları ve ruh sağlığı yasa tasarısının mevcut durumuna yönelik bilgileri de paylaştığı konuşmasını, meslek haklarının kazanımı hususunda öğrenci mücadelesinin ve örgütlü faaliyetlerin değerli ve gerekli olduğunu belirterek sonlandırmıştır.

 

KAYA’nın konuşmasının ardından Prof. Dr. Sirel KARAKAŞ, Prof. Dr. Gülden GÜVENÇ ve Doç. Dr. İdil IŞIK ile bölüm sorunlarına yönelik bir açık oturum gerçekleştirilmiştir. Prof. Dr. Sirel KARAKAŞ, psikoloji alanına dair güncel verilerin değerlendirmesini yaparak başladığı konuşmasında, psikoloji eğitimindeki mevcut sorunların nitelikli akademisyen ve uzmanların yetişmesine engel olduğunu vurgulamıştır. Psikoloji eğitiminin standartlarına uymayan, sayısı giderek artan psikoloji bölümlerinin bir kısır döngü olarak niteliksiz akademisyen ve niteliksiz mezunlara yol açtığını aktarmıştır. Konuşmasında meslek yasası çalışmalarına da değinen KARAKAŞ, en önemli noktanın bir Ruh Sağlığı Yasasından mı yoksa bağımsız bir Psikolog Meslek Yasası’ndan mı bahsettiğimiz olduğunu belirtmiş, Psikoloji denen şeyin sadece Klinik Psikoloji olmadığını, Psikolojinin gerçek kimliğinin geri planda kalmaması gerektiğini aktarmıştır. “Psikoloji eşittir Klinik Psikoloji” olarak lanse edildiği için çok fazla sayıda klinik psikoloji programının açıldığını ancak aynı oranda ders verebilecek nitelikte Klinik Psikoloji doktoralı akademisyenin olmadığını belirtmiştir. Bu sebeple, Klinik Psikoloji alanında yetkin olmayan kişiler tarafından ders verildiği ve bunun neticesinde bu programlardan mezun olan kişilerin insanların sağlığına zarar verme tehlikesinin altını çizmiştir.

 

KARAKAŞ’ın ardından görüşlerini aktaran Prof. Dr. Gülden GÜVENÇ, eğitimin niteliğinin arttırılması ve mezunların gelişimi için, eğitim ve meslek açısından, üniversitelerde bulunan kariyer merkezlerinin çalışmalarının önemine vurgu yapmış, bu merkezlerin yapacağı çalışmalar ve periyodik takiplerin sahadaki işsizlik konusunda iyileştirici rol oynayabileceğini belirtmiştir. Klinik psikologların meslek örgütlerinde aktif rol oynamasının Psikoloji alanının Klinik Psikoloji odağında gelişimine zemin hazırlayabileceği konusunu tartışmaya açan GÜVENÇ, eğitimin niteliğinin arttırılması için mevcut bölüm programlarında bulunan seçmeli derslerin, öğrencilerin multidisipliner bakış açısı edinebilmesi ve farklı disiplinlerden edindiği bilgileri, kendi alanlarında kullanabilmesini sağlamaya yönelik hazırlanması gerektiğini vurgulamıştır.

 

GÜVENÇ’in ardından görüşlerini aktaran Doç. Dr. İdil IŞIK, GÜVENÇ’in tartışmaya açtığı meslek örgütlerinde aktif görev alan alanlar hususunda Türk Psikologlar Derneği’ndeki birimlerin çalışmalarına yönelik yaptığı incelemeleri aktarmış, yapılan incelemeler sonucunda dernekte en aktif çalışma yürüten ekiplerin klinik psikologların aksine Kadın Çalışmaları, Travma Çalışmaları ve LGBT Çalışmaları birimleri olarak saptandığını iletmiştir. Uzmanlık alanı olan Endüstri ve Örgüt Psikolojisi’ne yönelik güncel sorunları da aktaran IŞIK, Psikoloji alanının önündeki sorunun problemlere odaklanmak yerine net sınırlarla çizilmiş alanlara odaklanmaktan kaynaklandığını, bunun da engelleyici bir tutum olduğunu belirtmiş, bu engelin aşılabilmesi için, dünyanın ve toplumun meselesi olan problemlere odaklanma ve o problemleri kendi uzmanlıkları ile entegre edecek ekiplerle ele alma temelli bir bakış açısının alana kazandırılması gerektiğini vurgulamıştır. Meslek yasası çalışmalarında sürdürülebilir bir çalışma yürütülmesi gerektiğini de aktaran IŞIK, çalışmaların sonuca ulaşabilmesi için bu amaç doğrultusunda görev alacak devamlı bir uzman kadroya ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, İş ve Örgüt Psikologlarının yasa çalışmalarında daha aktif rol oynaması gerektiğini iletmiş, Psikoloji alanında hak kayıplarını engellemek için proje çalışmasından bahsetmiştir. Projenin fon eksikliğinden ve iş yükünden dolayı sürdürülemediğini belirten IŞIK, PÖMYAP tarafından çalışmanın devam ettirilmesini destekleyeceğini iletmiştir. Üniversitelerdeki Psikoloji programlarının yapısına da değinen IŞIK, ders programlarında öğrenciler tarafından “zorlayıcı” olarak nitelendirilebilecek alan derslerinin ilk yıllarda verilerek öğrencilerin bölüme olan merakının arttırılabileceğini belirtmiş, alan dışı seçmeli ders sayısının azaltılması ve müfredatta yer alan seçmeli ders içeriklerinin psikoloji ile ilişkilendirilerek hazırlanmasının öğrencilerin gelişimi açısından önemine vurgu yapmıştır. Son olarak bazı üniversitedeki kadro eksikliğinden dolayı öğrencilerin psikolojinin farklı alanları hakkında yeteri kadar bilgiye erişemediğini ifade eden IŞIK, Moodle gibi online eğitim tabanları üzerinden akademisyenler ile çeşitli derslerin hazırlanabileceği ve gerekirse bu derslerin puanlandırılması yoluyla, öğrencilerin kendi bölümlerindeki fiziki koşullarda bulunan zorlukları aşabilmesine olanak tanınabileceğini kaydetti.

 

IŞIK’tan sonra TODAP adına çalıştaya katılım sağlayan Uzm. Psk. Zeynep GÜLÜM çalıştayın son konuşmasını yaptı. Yasal düzenlemeler konusunda hizmet verenler kadar hizmet alanların da hak sahibi olduğunu belirten GÜLÜM, düzenlemenin tek taraflı ele alınmaması gerektiğini belirtti. Konuşmasında lisans eğitimindeki sorunlara da değinen GÜLÜM, üniversitelerdeki teorik eğitimin pratikte zayıf kaldığını, psikoloji eğitiminin sahanın gerçeklerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini aktardı. Dört yıl lisanstan sonra her alan hakkında fikir sahibi olarak yüksek lisans yapmanın gerekliliğe değinen GÜLÜM, bütün alanlarda psikoloji yüksek lisans programı açılmasının önemine vurgu yaptı. Klinik psikoloji alanı dışında neredeyse yüksek lisans programının olmaması ve sunulanların da paralı eğitim içerisinde sunuluyor olmasının yeni mezunlarda “Ben Dört yıl boşuna okudum” algısı yarattığını ifade etti. Dört yıllık psikoloji eğitiminin ardından mezun olduğumuzda ne olacağımızın tanımının olmadığına da dikkat çeken GÜLÜM, bakanlıklar arasında psikolog istihdamında da eşitsizlikler olduğunu belirtti.

 

 

Sonuç olarak, çalıştaya katılım sağlayan değerli akademisyenlerimizin ve STK temsilcilerimizin katkılarıyla, bölüm sorunlarına ve hak kazanımına yönelik oturumlardan aşağıda belirtilen maddeler öne çıkmıştır;

 

 

  • Psikoloji alanının yalnızca “Klinik Psikoloji” den ibaret olmadığı bilincinin kamuoyu ve öğrencilere kazandırılması

  • Psikolojinin farklı alt alanlarına yönelik nitelikli tanıtım faaliyetlerine devam edilmesi

  • Bölüm programlarında bulunan seçmeli derslerin psikoloji ile ilişkilendirilebilecek bir müfredata sahip olmasının sağlanması

  • Bölüm programlarında alan seçmeli derslerinin sayısının ve çeşitliliğinin arttırılarak öğrencilerin farklı alt alanlar hakkında bilgi sahibi olmasının sağlanması, lisans eğitiminin niteliğinin arttırılması

  • Meslek yasası çalışmalarının, psikoloji biliminin tüm alt alanlarını kapsayacak şekilde yürütülmesi

  • Yasal çalışmaların sürdürülebilir bir düzlemde ilerlemesinin sağlanması, “Yasa Yapıcı” uzman kadronun oluşturulması  

  • Bölüm programlarının teorik eğitimin yanı sıra pratik eğitimi de içermesi ve staj programlarının niteliğinin arttırılması

  • Mezunların istihdam oranının arttırılabilmesi ve profesyonel yaşama uyumunun kolaylaştırılabilmesi için üniversitelerde bulunan kariyer merkezlerinin aktifleştirilmesi